17 Şubat 2010 Çarşamba

BARBAROS SANSAL 2010 KONFERANS PROGRAMI:

• 19 şubat trabzon karadeniz teknik üniversitesi MYO konferans,

• 20 şubat istanbul 11: 00 yıldırım mayruk moda laboratuvarı gaziantep üniversitesi tekstil mühendisliği workshop,

• 20 şubat saat 20:30, 3 kuruşluk mahalle dersleri,

• 21 şubat saat 20:30, 3 kuruşluk mahalle dersleri,

• 22-25 şubat italya como muse della seta proje ve isviçre saint gallen schrift projeleri,

• 27 şubat izmir ekonomi üniversitesi 1. ulusal iç mimarlık kongresi moderatörlüğü,

• 1 mart samsun meslek yüksek okulu konferans,

• 3 - 4 mart itü maslak yerleşkesi s. demirel salonu konferans,

• 5-6-7 mart 2. el uluslararası kısa film festivali ankara jürisi,

• 10 Mart GAZİANTEP ÜNİV. AKM (Atatürk Kültür Merkezi) Saat: 16:00

• 12 mart adana çukurova üniversitesi kariyer günleri saat 17:45 söyleşi,

• 13 Mart Çankaya Üniv Saat: 13:00/ Saat; 20:30 TİYATRO MAAN

• 14 Mart Pazar Saat:20:30 TİYATRO MAAN

• 17 Mart Marmara Univ. Haydarpaşa Kampüsü Anfi

• 18 Mart Perşembe MARMARA ÜNİV. ECZ. KONFERANS

• 19 mart İzmir uluslararası rotary kongresi 2440 bölge federasyonu söylev,

• 20 mart marmara üniversitesi tekstil fakültesi rize bezi projesi sunum,

• 20-21 mart saat 20:30, 3 kuruşluk mahalle dersleri,

• 23 Mart Pazartesi PAMUKKALE ÜNİV. 13.00-16.00 Söyleşi (Pamukkale Üni. Kongre ve Kültür Merkezi) 16.00-18.00 Gölbahçe'de öğrencilerle sohbet

• 24 - 25 Mart AYDIN KARACASU M.Y.O.

• 27 Mart ANKARA ECZ. ODASI GENÇLİK KOMİSYONU YARIŞMA 16:30-18:00

• 28 Mart Pazar : HABERTÜRK CANLI 08:30 (oylum talu) / TİYATRO MAAN

• 31 mart niğde üniversitesi meslek yüksek okulu konferans,

• 1 nisan ege üniversitesi girişimcilik günleri lansaman

• 2 Nisan Cuma TİYATRO MAAN

• 3 Nisan Cumartesi TİYATRO MAAN

• 4 Nisan Eczacılık !izmir

• 16 Nisan Cuma TİYATRO MAAN

• 17 Nisan Cumartesi TİYATRO MAAN

• 27 Nisan - 28 Nisan İZMİR 9 EYLÜL ÜNİV.

• 28 Nisan 9 Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi

• 29 Nisan Per : KARADENİZ TEKNİK ÜNİV. (olgunlaşma)

• 30 Nisan Bursa Uludağ Univ. Tekstil Mühendisliği

• 2 Mayıs Pazar : GAZİ ÜNEV. SERGİ /YILDIRIM MAYRUK Defilesi

• 4 Mayıs Salı : ANKARA GAZİ ÜNİV.

• 6 –7 –8- 9 Mayıs 2010 GAZİANTEP ÜNİV

• 10 Mayıs K.MARAŞ

• 11 Mayıs MALATYA

• 12 Mayıs-13 Mayıs MİLAS (opsiyonel)

• 14 Mayıs Cuma TİYATRO MAAN

• 15 Mayıs Cumartesi : TİYATRO MAAN

• 21 - 22 Mayıs ESKİŞEHİR

• 28 Mayıs Cuma TİYATRO MAAN

• 29 Mayıs Cumartesi TİYATRO MAAN

• 4-5-6 Haziran DUMLUPINAR ÜNİV.

14 Ocak 2010 Perşembe

DİKİŞ İLE DİĞER İŞİ KARIŞTIRMIŞLARA GICIRDARSAM 17 DE İĞFALDİR...

Sayın Hanımefendi;

Yaşamda pek çok alanda kişisel tercihlerde bulunuruz. Bunun artı ve
eksilerini de kabulleniriz. Sizin giyim tarzınıza saygı duymakla
birlikte, Türk kadınını temsil etmediğinizi bir kez daha vurgulayarak
yurtdışında bu giyim tarzıyla temsil görevi yapmamanızı istirham
ediyoruz.

Eğer , mutlaka eşinizle birlikte Türk Devletini temsilen yurtdışı
gezilere gidecekseniz çağdaş, batılı bir Türk kadını gibi olun, olamayacaksanız lütfen evde oturun. Bu tercihi yapmak mecburiyetindesiniz . Biz Türk kadınlarının artık sabrı kalmamıştır. Mağduriyetimizi gidermek için onbinlerce tazminat davası açmayı düşünüyoruz. Ayrıca Türkiye Cumhuriyetini temsilen gittiğiniz yurtdışı gezilerde kamu görevinde bulunduğunuz için "kıyafet yasasına" da uymak mecburiyetindesiniz .
Aksine davranış ceza davasına da m uhatap olmanıza neden olabilecektir.

Sayın Hanımefendi;
Türk kadınını yurtiçi ve yurtdışı tüm platformlarda çağdaş bir
görüntüyle temsil etme konusunda lütfen diğer Bakan eşlerine de AKP Milletvekillerinin eşlerine de örnek olunuz. Bir lider eşi olarak
topluma örnek olmanız gerektiğini unutmayınız. Ayrıca sizden okullarda
dağıttıkları kitaplarda "dokuz yaşında kız çocuğunun evlendirilmesinin,
dört eş alınabilmesinin, iz bırakmadan kadının dövülmesinin" mubah
olduğunu, örtünmemenin günah olduğunu, kadınların zaten cehennemlik
olduğu fikirlerini yayan AKP'li belediye başkanlarına gerekli tepkileri
de vermenizi bekliyoruz. Eşini döven ve çok eşli yaşam biçiminde olan,
bazı AKP Milletvekillerinin de sizin tarafınızdan kamu oyu önünde
kınanmasını rica ediyoruz.
Gerçek bir lider eşi gibi davranırsanız, emin olunuz ki kadınlarımızın
en üst seviyede takdirlerini kazanacaksınız.
Saygılarımla.

Çağdaş Türk Kadınları
Adına

Opr.Dr. Canan ARITMAN
İzmir Milletvekili

HA HA HA

Üzülmeyin arkadaşlar,
Nasıl olsa sa Herdoğrul Özkünk değil, Hıslatın salamında bu satılılıklar küpe de takarlar!
Eeee! O zaman 3 kızının servetini bu itler biraz zor açıklarlar.
Rize Trabzon Üzüm Kuruları ise (RTÜK) elbet süresiz a file dillerindeki af frengisinden nema ararlar ..
Ne zamandan beridir karıları Emin’in değil İsmet’in önünden olma kızları ile Vahimi Koach’un arabasında saltanat yararlar , bu demekdir ki eski kültürsüzlük bakanının karısının kızınıda öğlen haberlerinde bülten sunan sanarlar..
Ah yangılar ve sangılar !
Bir de damat bulup , onu da ne haber Türk’e oturturup sonra da sondalarından akan cerahati, tıka basa cep dolduran reklam olmuş tıkır tıkır ama geçmişleri takır tukur olanlarla bu halka alalet ve kaktırma yapar da sadece işlerinin tıkırnda olmasına ayarlarlar ..

Evet de ; bal tutan parmağını yalar elbet, hatta ayı balı bol bulunca kıçına surer, ama ya bu balı kıçına sokulacaklar için kayganlaştırıc yerine kullanırsa ne olur ?

Buyrun burdan yiyin ki giyinmeyi birde benden dinleyin …

Nasıl olsa Artık, 27 Ocak’da Hayriyes-i Hülasası olanın ödediği
'’Saison de La Turquıe en France'' (Temmuz2009- Mart2010)
adına Özal'ın balkonundan baktığında Place de La Concorde'da
(ki Fransa Parlementosudur, Bu yıl Soros’un Davos’unda, Erdoğan’ın önceden basılmış tabelasaı ile değil ama Polonya asıllı bir siyonist olan Sarkuzy’nin dakika dakika konuşulur ve de Twitter den duyururlur) kendini adam sandığı Crillion otelindeki; şapkadan tavşan çıkaran sihirbazın kızının defilesine bakmaktayız.. .

Oysa ülke olarak biz A.B’nin kölesiymişiz gibi Bolonya yasalarının dayatması ile kimbilir hangi çıkarlar ile emredilmiş, Emine Kalkancı’nın boynundaki eşarbı Nimet Çubukçu’nun boynunda M.E.B. Bütçe görüşmelerinde T.B.M.M de canlı izlemiş bir milletin çocuklarıyız sanılmaktayız ..

Halbu ki;
Bir yanda muhafazakar eşcinselimiz Cemile İpeklipipi’nin
( ki ustama davetiye yollayıp, nakışı bende öğrenmiş sakallı Oya’nın Barbaros beyin davetiyesi postada diye ucuz oyunlara müracaat ettiği, diğer yanda Yahudi avukatın yavuklusu Kabızoğlu’nun Deya Baykalın yemek programlarında gezindiği gezentilerde değil, lakin hala Malatya’da müfredat kurtarma çalışdayındayız )..

Eğer devlet bakanı eşlerinin leşleşmiş hayatlarının terzi hesaplarını da hala iç güveysi damatlarının babaları ödemekde ise de hatırlatmadan geçmeyiz , ama bir ağzımızı açarsak bu kez azimle defekasyon memrmerde perforasyondan öte boğarız ..

Terzi yamağı yamayacak
Anamı yolladılar
Elbet ebelerine cırdığım arabezi bakalım nerelerini dağlayacak !

9 Ocak 2010 Cumartesi

BARBAROS SANSAL 2009 - 2010 KONFERANS PROGRAMI:

• 10 Aralik 2009 Bursa Skills Dunya Tasarim Yarismasi Konferansi Merinos Kultur Merkezi Saat: 14:30

• 14 Aralık 2009 Çanakkale Üniversitesi Gökçeada Kampüsü,

• 15-16 Aralık 2009 Urfa YÖK Çalıştayı,

• 21 Aralık 2009 Ankara Gazi Universitesi - Beypazarı,

• 22 aralık 2009 başkent tv canlı yayın
• 22 aralık 2009 /14:00 başkent üniversitesi konferans

• 23 Aralık 2009 İsparta Süleyman Demirel Universitesi,

• 30 Aralık 2009 Kayseri Erciyes Universitesi,

BARBAROS SANSAL 2010 KONFERANS PROGRAMI:

• 6 Ocak 2010 İzmir Ege Üniversitesi Tekstil Müh.

• 10 Subat 2010 Istanbul Aydın Universitesi,

• 17-18 Subat 2010 Trabzon Karadeniz Teknik Universitesi,

• 27 Subat 2010 Izmir Ekonomi Univ. Mimarlik,

• Subat sonu ITU Maslak Yerleşkesi,

• 5-6-7 Mart 2010 Ankara Ikinci El Uluslararasi Kisa Film Festivali (ODTU),

• 11-12 Mart 2010 Adana Cukurova Universitesi,

• 27 Mart 2010 Ankara Eczacılık ,

• 28 Mart 2010 Ege Univ. Girişim Günleri,

• 29 Mart 2010 Kayseri Erciyes tekrar,

• 30 Mart 2010 Niğde Univ. Meslek Yüksek Okulu,

• Nisan 2010 Izmir 9 Eylul Guzel Sanatlar.,

• 3-4 Mayıs 2010 Ankara Gazi Univ.,

• 7-8 Mayıs 2010 UTMOK Gaziantep

• 10 Mayıs 2010 Kahramanmaraş Univ.,

• 11 mayıs 2010 Malatya Univ.,

• 22 Mayis 2010 Anadolu Universitesi Eczacılık Fakültesi,

sırada Milas, Düzce, Burdur, Bucak, Sivas Cumhuriyet Univ., Erzurum Ataturk Univ., Ankara Beypazari MYO, Mayis basi Milas MYO var...

4 Ocak 2010 Pazartesi

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 16...

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamate,

Şevket'in eliyle değil Devlet'in şevhet eliyle işletilir Kerhane, acaba iktidarın elinde var mı biryelere sürülecek başka kağıt peçete !

Bu gün, bir başka uyandım hayata aniden;
farklılık , çeşitlilik derken al klavyeyi eline dedim kendime,
nasılsa ADEL Faber bu ülkede de siyonistlerine elindeydi bile bile verildi Orhan Pamuğun diline..

Her yandan sarıp sarmalasalar da 20. yüzyılın şekillenmesinde yine en önemli rollerden bir bu bir kez daha toprakların..Şimdiki adıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin yani..

Bir anı girişi ile girelim ki Tarih tekerrür olmasın ..

HALK İSTERSE BENİ DE KOVAR!

1935 senesi idi..Dünyanın her yarinde olduğu gibimemeleketimizinde bazı bölgelerinde Yahudiler aleyhine bir hareket ve ayaklanma başgöstermişdi.Bu arada Çanakkaleye gelen Atatürtk'ün huzuruna ısrarla çıkmak isteyenbir Musevi vatandaşını muhafızlar bırakmak istemiyordu.Atatürk '' Bırakın gelsin dedi.''
Bu musevi vatandaşı Atatürk'ün önonde elllerini açtıOmuzlarını Yukarıya kaldırarak
''Paşam bizi kovuyorlar ne yapacağız ?'' dedi.
Atatürk bu şekilde önüne atılan bu adamaın ne demek istediğini ve kim olduğunu derhal anlamıştı.BUna rağmen sordu: '' Sen kimsin ?''
''Ben Paşam, Çanakkale Musevilerinden AVRAM PALTO''
'' Sizi kim kovuyor? Hülümet mi? Kanun mu ? Polis mi? Jandarma mı ? Bana söyle .''
Musevi vatandaş durakladı, şaırıdı. Biraz sonra kendini toparlayarak cevap verdi.
'' Halk kovuyor.''
Atatürk adamın yüzüne dikkatle baktı ve gülümsedi ve :
''HALK İSTARSE BENİ DE KOVAR'' dedi ve yürüdü..

Niyazi Ahmet Banoğlu ATATÜRK s, 46...
(İlknur Güntürkün Kalıpçı . Epsilon Yayınları. Her yönüyle insan Atatürk'den)

Neden mi bu anı ,
Konumuz MODA ya!
Ermeni, Türk, Kürt, Roman, Alevi açıldıkça açılırken neden Yahudi açılımı yok dedirten cinsinden de ondan ..

Çoğumuz şapkacının hikayesini yanlış biliriz de ondan..

Mahmutpaşa devrin giyim kuşam konusunda en ünlü merkezi iken;
o devrin en ünlü Ermeni şapkacısının önüde işporta tezgahı açıp,
taklidlerini satıp, o dükkanı iflasa sürükleyip ele geçirenlerden geldi bu ülkede
moda bu hale de ondan ...

Daha sonraları mağazacılığa geçen malum sermayeden ,
her yılbaşı vekillere,
üzerine amblem konmuş fason malı eşarp kravat havlu yollayan ellerden geçerdi
siyaset de ondan..
Şimdi de poyester üniformadan geçiyor nano teknolojilide ondan..

Aman dinci denip, satın alınmayan marka çikulatayı da ambalajlar
ve beş misline satarlar ahmaklara da ondan..

İl il gezerek , okul okul görerek anlattığım 5 meslek yasasını
internet de bulamazsınız da ondan..

Bakkalı olup aç bırakan,
doktoru olup namahremine giren,
hocası olup mürid eden,
avukatı olup suçunu düzen,
terzisi olup çplaklığa mahkum edenlerdir onlar da ondan ...

Daha önce de açmışdım kapanmaya çalışılmadan bu ülke .

Bakkal
Süper market, hiper market,
sakız, çikulata, cola elbette ki pastorize yumurta
kilitli tohum ve de sunni gübre,
sonunda tarım ve hayvancılık.....
Planlanan AÇLIK ..

Doktor,
İlaç market, domuz gribi, kozmetik
Parfüm ve alkol
Tüp bebek..
petrol ve de enerji..
sonunda hastahane ve cenaze..
ve de ölüm ve miras....
aslı SAĞLIK

Avukat
OGS, EGS, MBS, vesaire vesaire
hükümet, asker, polis , jandarma
Adliye sarayları değerli matbuat ve borsa
yani adli takip fatura ve de mahkeme..
kısaca SUÇ ve Ceza...
fasıl fasıl GÜVENLİK

Hoca..
Diyanet, ibadet
Okul öğretmen medya
kırtasiye reklam ve mecra
sonunda üretmeden tüket borçlan nasılsa ..
Hedef EĞİTİM..

Terzi
Yün, ipek ve pamuk..
Polyester çöplüğü
Başörtü ve pardösü..
Arabezi yerine kadın hijyen naylonu...
İmha edilen Sümerbank..
hatta keten ve kenevir..
Ayakkabı çanta ve aksesuvar..
Hatta Cumhurbaşkanlığı forsu...
kısaca MODA..
İnsanların cinsel, dinsel,fiziksel, kültürel ekonomik, siyasi ve dini hebrleşme biçimi..
Mernis, eposta, ulaşım
ayrı renklerdeki nüfüs kağıdı..
Kadın ve erkek..
İmha edilen ALSANCAK ve ALBAYRAK
Ama gün gelir yeniden göndere çekilir o bayrak
Hemde dike dike gözlerine sokacakdır elbetde bu YAMAK..

Binlerce yılda tek kitapla cahil bırakılan toplumlar bir anda tokadı suratına yiyince BAKIN NASIL adam olurlar....

Nasılsa,
KAHROLACAK SİYONİZM,
KAHROLACAK EMPERYALİZM,
KAHROLMAKDA MEDENİYETLER İTTİFAKI..

Elbette ki
BAHTSIZDIR EİSENHOVER DOKTİRİNİ
BELADIR RASMUSSENLİ NATO
CEZADIR ERASMUS

Wellcome mr President
FEDADIR CANLAR BU TOPRAKLARA
BİR KEZ DAHA KEMALİZMİN AYAK SESLERİ VURACAKDIR
TEK YUMRUKK HALİNDE
21. YÜZYILI ŞEKİLLENDİRMEYE O OVAL MASAYA..

BUYRUN BAKALIM TADIN GÖRÜN DUYUN KOKLAYIN DOKUNUN BURADAN..!
5 DUYUYA 5 MESLAK VARSA 6. HİS GELECEKDİR ASLI İNSAN OLANDAN...

terzi yamağı
ocak başı 2010.. İstanbul

26 Kasım 2009 Perşembe

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 15 EMRE YILMAZ 'DAN

Dünyayı dünyaya dar eden hiçbir inancın bayramını kutlamıyorum ! yele sele boş ver hele neden hala dünya değil ki el ele ! hesap mekke kudüs vatikan üçgenine endeksli ise , aklım Dalailama' ya kayarsa ne yeriz acaba hep birlikde ?

Bir bayram düşlerdim; ümmetçe başımız dik yaşadığımız, sevincimizin kursağımıza düğümlenmediği, yediğimiz lokmaların boğazımızda kalmadığı bir bayram.
Bir bayram düşlerdim; ümmetin anası kaçırılan, babası öldürülen, ocağı kundaklanan, çocuklarının her biri bir izbeye sığınan, ismetine namahrem eli değen bir viran haneye dönmüş topraklarında, çocuklarının öksüz, yetim ve boynu bükük girmediği bir bayram.
Bir bayram düşlerdim; İslam ümmetinin mazlum çocuklarının zamanın ırmağında akan bir süprüntü gibi değil, zaman ırmağının yatağını belirleyen, kıyılarını gürül gürül akan sularıyla döverek verimli kılan bir nehre benzediği bir bayram. Pasif nesne değil; aktif özne olduğu, onun yaptıklarına düşmanlarının hayalinin yetişemediği, kendisini öldürmek için gelenlerin kendisinde dirileceği kadar temsil kabiliyetine sahip olduğu bir bayram.
Bir bayram düşlerdim; yaralı ve bin bir pareli coğrafyamızın her yanından gürül gürül kanın gitmediği, evlatlarının ahının arşı titretmediği, viran olmuş hanelerinde baykuşların ötmediği, topraklarını ahlaksızların, soysuzların, sütsüzlerin, düzenbazların, madrabazların, hilekarların, ifritlerin, hainlerin ve zalimlerin yönetmediği bir bayram.
Aksine, dinde kardeşleri olmasa da insanlıkta eşleri olan dünyanın farklı dinlerine, kavimlerine, coğrafyalarına, milletlerine mensup mazlum, mağdur ve muhtaçlarının yarasını sarmak, yüreğini onarmak, onlara müşfik bir ana eli olmak için tüm imkan ve gücünü seferber ettiği bir bayram.
İmanından kaynaklanan şefkat ve merhametinin Afrika kıtasının açlarından, Venezuela'nın yoksullarından, Harlem'in esrarkeşlerinden ve köprü altı çocuklarından, Manila'nın şehvet tuzağına düşmüş çocuklarına varana dek; her bir mazlum, mağdur ve mahruma ulaştığı bir bayram.
Bir bayram düşlerdim; bir öndere sahip olan, önderi kendisine ana olan, kendisi ise insanlığın diğer toplumlarına ana gibi olan bir ümmetle girdiğimiz bir bayram.
Öyle bir ümmet ki; aynı imanı paylaşan, aynı kıbleye yönelen bir buçuk milyar üyesinin aynı imkanı da paylaşabildiği, mutluluk sakası gibi insanlığa yürek dolusu saadet taşıyan, havaya kalkan bir tek elin rüzgarıyla 1.5 milyar yüreğin tek bir yürek gibi kıyama durduğu, o elin bir tek dalgalanışının yüz milyonlarca inanmış kadın ve erkeği harekete geçirdiği, bir beraberlik dilerdim.
Bir ümmet düşlerim; bir organına, hatta bir hücresine yönelmiş bir tehdidi tüm varlığına yönelik bir tehdit gibi algılayacak kadar kendinde ve canlı, ayağına diken batsa onun acısını her tarafından duyabilecek kadar bilinçli, kendi varlığına yönelik bir tehdide anında tepki verecek kadar hassas bir sinir sistemine sahip, bedeni oluşturan her bir hücrenin kendi yerine razı olup, rolünü en iyi oynamak için irade sergilediği, fertleri silik, düz, sıradan, bir makinenin dişlisi olmaya teşne, edilgen ve mekanik bir 'birey' değil, farklı; fakat farklılığı bir orkestrayı oluşturan enstrümanların farklılığı gibi zenginliğe dönüştüren, sıradan ve düz bir tip olmaya razı olmayan, kendi kendini gerçekleştirmek için yüreğinin çeperlerine tutunarak kapasitesinin sınırlarına çıkma savaşı veren, kendisiyle, Rabbiyle, çevresiyle, toplumla ve doğayla barışık, bilişik, tanışık şahsiyetlerden oluşan bir ümmet.
Bir şahsiyet düşlerim; sorunun bir parçası değil, çözümün bir parçası olan, yük olmayıp yük alan, kendini yad ve yabancı ellerde aramayıp kendini kendinde arayan ve kendini kendinde bulan, hamken yanan, pişen ve olan, olmanın sırrına erdiği için hamların elinden tutup, onların da olması için onların yerine yanmaktan çekinmeyen, kafa, yürek ve bilek, düşünce, duygu ve aksiyon dengesini varlığında gerçekleştirerek, 'şahsiyet' olma kıvamına eren, yalnızca kafa gözüyle değil, yürek gözüyle de bakıp, onunla gören, kendini yalnız sözle değil yüzle, gözle, özle ifade edebilecek liyakate eren, vuracağı ve duracağı yeri iyi bilen, Allah'a karşı esas duruşunu ayağının altındaki topraklar kayarken dahi bozmayan bir şahsiyet.
Bir şahsiyet düşlerim; kendi kafasıyla düşünüp, kendi yüreğiyle duyan, kesrette vahdet bulan, ne dostları karşısında kapris yapan, ne düşmanları karşısında aşağılık kompleksine kapılan. Ayaklarının birini hakikatin merkezinde sabit tutarak, diğer ayağıyla tüm dünyayı, hatta tüm evreni dolaşan ve yitik hikmetleri, hakikatleri, cevheri arayıp kendine çeken bir mıknatıs gibi arayıp kendine çeken, "bizden adam olmaz" bedbinliğini alıp "çıkarsa bizden adam çıkar" bencilliğine vuran, bu iki sakat ucu da bir fiskeyle atık düşünceler fosseptiğine yuvarlayıp, adil ve mutedil olmayı bir hayat düsturu bilen bir şahsiyet.
Ve bir bayram düşlerim; hesap gününün sonunda "Ey (sadece Allah ve cennetle) tatmine ulaşan insan; gir kullarımın arasına (çünkü cennetin yolu kulların arasından geçiyor) ve gir cennetime!" muştusunun verildiği bir bayram.
İşte o bayramın provasıdır bu bayramlar.
O mutlak bayramlardan bir efilti taşıdığı oranda anlamlıdır bu bayramlar.
. Bayramınız bayram olsun.

Gerçek bir bayram hayali kuran kişinin hayalleri...

20 Kasım 2009 Cuma

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI 14

Harala gürele geçip gider iken günler ,
şöyle bir göz gezdireyim dedim .
Baktım her yer doluşmuş türlü sürüngenler ....

Umutsuz bakan gözlere bir parmak bal misali ışığı çaldınız mı hiç?
T.C. eğitim yüksek öğrenim gören geleceğimizden bahsediyorum ...

Benim ellerim yapış yapış belki bu konuda
ama aklımda hala var hedeflere epey bir karış

Ayı balı bol bulunca neresine sürer bu coğrafyada malum .
Ama, bal tutanda parmağını yalamaz değil hani!

Ancak bunlar balı artık nerelerine soktukları belli olmayan parmaklarını
halka fizyolojik masaj amaçlı kullanmaya başlamışlar maalesef..
Başka yerleri işe yaramadığından elbet o sihirli parmakları tek silahları.
imzaya da
delete tuşunada
köşe yazısınada
kör göze de bir bir basmışlar parmakları ...

Basmasına basmışlarda bunun birde geliverir demir parmaklıkları;
hey de bre intihab mahkemesi badanası kılıklı ey Türk siyaseti!

Neden mi bu isyan ?
Bir açın gözünüzü bakın hepsinde ağı dır zarar ziyan !
Heryer müteahhid binası, altuni mazılı, höt laleli kampüs ,
Yerleşke !
Ama sanki akılları anlatır eğtimi kalleşce ve de leşce !
MEB teknik okul yeterlilik genelgesi :
''terziler oturarak çalışırlar prova ve ütü yapmak için ayağa kalkarlar !''

Özürlü zihniyetniz mi yoksa zihinsel yetiniz mi alacak tuhafiyeden fermuarı ulan ?
Peki tuhaflıklarınızdan tuhafiyeci mi kaldıki baskın mahallelerimizde?
Ya masuracı, ibrişimci, çamaşır ipeği ?
Polyester bayrakla mı milli haysiyet yani ?
yada DMO , GMO mu oldu ?

Bazen lafı koyarız da deliğinize golf topu misali ,
neyseki yok dur hiçbirinizin emsali..
O yüzden tek tip top olmaz topunuza,
Yamak öyle kolay girmez koynunuza...

En çok satan şişme koyun müridiniz ile koyunkoyuna olursa,
gün gelir sizler domuzluğunuza doymamış olsanız da;
bak nasıl olur bu halk omuz omuza ?

kasım sonu 2009 sesimiz kısık değil !

2 Kasım 2009 Pazartesi

DİKİŞ MAKİNASI GICIRTILARI +13

Pastadan us atası çıkacağına,
şöförün oğluyla evli evlatlığın aklıyla manken çıkmış el sallayarak,
gaydırı guppak emine olmalıydı o pastada a çaylak !
Önce çalışmak gelir, sonra ahlak !

Derken köşe yazarları,
kırmızı keçe tutmuş suratsız telefoncuların ve havacıların fashionable deki mankenlerinin memeleri yok diye o kadınlarla sevişilmeyeceğini yazarmış solak ya da sağlak !

Ulan, Türk terziler kadınlara elbise satar , gavur ise müftülük bahçesinde şampanya ile karı satar a ahmak !

konyada ise battıı çıkdı inşaatler olmuş köprülü yavşak ! ağzınıza biber sürülmez kıçınıza kına yakılır sonra bak !

sus yamak sus !
10 kasımda konuş ancak !

2 kasım 2009 ...................